Neler yeni
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Abdullah Bin Gâlib

muhammet

New member
Katılım
22 Şub 2007
Mesajlar
830
Tepkime puanı
14
Puanları
0
Yaş
49
Evliyânın tanınmışlarından ve Tâbiînden. Zühd ve verâ sâhibi olup, din bilgilerini öğrenmek
ve bunlara göre yaşamak zevkini tadan bir veli idi. Tasavvufta üstün derecelere kavuştu. Sâde
ve basit bir hayât yaşardı.
Evinde iki odası vardı. Bunlardan birini âilesinin ikâmetine, diğerini de ibâdet için ayırmıştı.
İbâdetlerini bu odada yapardı. Kendine has gündüz ve gece okuduğu ayrı duâlar vardı. Yüz
rekat kuşluk namazı kılar; "Biz Allahü teâlâya kulluk için, ibâdet etmek için yaratıldık."
derdi. Hattâ; "Dostlarına ve sana tâbi olanlara çok ibâdet ettiriyorsun, onları sıkıntıya
sokuyorsun." diyen birine; "Onların ibâdet etmekten ne gözleri görmez oldu ne de belleri
büküldü. Allahü teâlâ kendisini çok zikretmemizi istiyor. Sen ise az zikretmemizi
söylüyorsun!" cevabını vermişti.
Bâzan yaptığı amelleri insanlara anlatır ve insanları teşvik maksadıyla; "Allahü teâlâ bu gece
bana şu kadar rekat namaz kılmayı, şöyle zikretmeyi, şunları okumayı nasîb etti..." derdi. Bu
sözlerini dinleyenlerden bâzıları; "Senin gibi bir zât ibâdetleriyle böyle övünür mü?"
dediklerinde, Kur'ân-ı kerîmden; "Rabbinin nîmetlerini söyle!" (Duhâ sûresi: 11)
meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu ve; "Rabbim üzerimdeki nîmetlerini söylememi emrediyor,
sizler ise gizlememi istiyorsunuz." dedi.
Kişinin yaptığı ibâdet ve tâatları başkalarına anlatmasının niyetine göre değişeceğini, hâlis ve
riyâsız ise emr-i mârûf, iyiliği bildirmek olacağına işâret ederdi. Ebû Saîd el-Hudrî'den
rivâyet ettiği; "İki huy mü'minde bir araya gelmez cimrilik ve kötü ahlâk." hadîs-i
şerîfini devamlı okurdu.
Şöyle duâ ederdi:
"Allah'ım arzularımızın düşüklüğünden, kötülüğünden, amellerimizin noksanlığından,
ecelimizin yaklaşmasından, sâlih kulların aramızdan ayrılmasından sana sığınırız."
Zâviye harbi denilen bir savaşa katılmıştı. Bu sırada oruçlu idi. Düşman saflarına hücum
edeceği sırada başına biraz su döktü. Sonra kılıcını sıyırıp kınını kırdı. Bu, şehîd düşünceye
kadar savaşacağım manâsına gelirdi. Düşman saflarına daldı. Savaşa savaşa şehîd düştü.
1) Hilyet-ül-Evliyâ; c.2, s.256
 
Üst Alt